25 Şubat 2010 Perşembe
22 Şubat 2010 Pazartesi
Ben saçının bir teline kıyamazken
Onlar seni hep kıracaklar
Ben rahatsız olma diye nefes almazken sen uyurken
Onlar en kötü kabuslarında volta atıyor olacaklar
Ben aşkın en güzel kelamlarını kurarken senin için
Onlar seni kanatacak ne varsa onları söyleyecekler
Ben kararmasın dünyan diye nöbet tutarken güneşin başında
Onlar tam karşısına geçip seni gölgede bırakacaklar
Ben düşme diye düşünmeden hiç birşeyi sımsıkı tutarken elini
Onlar korkularından arkalarına bakmadan kaçacaklar
Ben sorunlarını bile göğüslemeye hazırken
Onlar benim kadar güçlü olamayıp diz çökecekler
Ben seni senden habersiz deli gibi severken
Onlar gösteriş yapmayı seçecekler
Ve sen gerçek aşkın ne demek olduğunu anladığında
Çağrı yıllardır çıkmadığı odasında körelmiş olacak
Ona bunları yapmana rağmen hala deli gibi seviyorken seni
Tanrı neden sökmüyor seni kalbinden diye lanet ediyor olacak
O bunları yaparken sen düşünüyor olacaksın hala
Çünkü acaklar, ecekler hiç birzaman bitmeyecekler…
Onlar seni hep kıracaklar
Ben rahatsız olma diye nefes almazken sen uyurken
Onlar en kötü kabuslarında volta atıyor olacaklar
Ben aşkın en güzel kelamlarını kurarken senin için
Onlar seni kanatacak ne varsa onları söyleyecekler
Ben kararmasın dünyan diye nöbet tutarken güneşin başında
Onlar tam karşısına geçip seni gölgede bırakacaklar
Ben düşme diye düşünmeden hiç birşeyi sımsıkı tutarken elini
Onlar korkularından arkalarına bakmadan kaçacaklar
Ben sorunlarını bile göğüslemeye hazırken
Onlar benim kadar güçlü olamayıp diz çökecekler
Ben seni senden habersiz deli gibi severken
Onlar gösteriş yapmayı seçecekler
Ve sen gerçek aşkın ne demek olduğunu anladığında
Çağrı yıllardır çıkmadığı odasında körelmiş olacak
Ona bunları yapmana rağmen hala deli gibi seviyorken seni
Tanrı neden sökmüyor seni kalbinden diye lanet ediyor olacak
O bunları yaparken sen düşünüyor olacaksın hala
Çünkü acaklar, ecekler hiç birzaman bitmeyecekler…
İçimde o kadar büyük bir çığlıksın ki, dağlarda umarsızca uluyan kurtlara özenir oldum. Bir dolunay çıksa ve bağırsam istediğim kadar, kimsede dönüp yadırgamasa keşke. Bir yer bulmak istiyorum en yalnız kalacağım. Ve insanları düşünmeden paylaşabileceğim duygularımı. Ne dersin belki sende gelirsin. İnsanların düşüneceklerini umursamadan yaşarız birlikte…
Bana çok uzak olduğunun farkındayım. Dedim ya yanlış zamanda yanlış yerdeyiz. Sana söyleyemediğim duygularım artık damarlarımda gezinmekte. Bunlardan hiç haberin olmayacak. Ben senin için bestelerken şarkılarımı, sen orda bir yerde kendi kaderinle savaşıyor olacaksın. Filmlerle büyüyen bir nesle aşina olduğumdan, hep orda izlerdim bunları. Çocuk kıza aşıktır söyleyemez, ama kızda ona aşıkmış fark ettirmez. Filmin sonunda kavuşur ve yüzyılın aşkını yaşarlar. Nasıl çekildiklerini bildiğimden mi bilmiyorum ama pek inanmam ben filmlere. Hayatında yaşayamadıklarını filme aktarırlar diye düşünürüm hep senaristler hakkında. Gerçek olanını da görmedim aslında…
Sürekli yazasım ve söyleyesim var benim. Çıkıp bir tepeye dünyaya şarkılar söylemek istiyorum. Hiçbir şey için geç değil diyenlere inat çok geç olduğunu anlatan şarkılarım var benim. Notaları bile üzgün, bak onlarda aşk acısı çekiyorlar. Nasıl bir şey olduğunu da çözemedim aslında. Nerden gelip nereye gittiğini biliyorum sadece. Yaşadığın yer ve gezindiğin kaldırımlar ezberimde. Sana ulaşmanın bin bir çeşit yolunu da edinmişim. Ama ya tamamen kaybolursan diye tüm korkularım. İsmimin önüne sıfat koymadan benimle konuşman bile, hiç konuşmamandan daha iyi geliyor. Ama hep lanet ediyorum keşke başka yerde ve başka zamanda. Tanrı yazarken kaderlerimizi keşke kaysaydı eli ve sana çizseydi yolumu ya da seninkini bana. Günün birinde başarırsam bu denklemi çözmeyi önce dediğim o tepeye çıkacağım. Ve insanlardan özür dileyip şarkılar çalacağım. Sen yanımda oturup bana bakacaksın, bende şarabımdan bir yudum alacağım…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)